Mustafa Narlı’nın seçim sonrası verdiği mesaj aslında yalnızca bir Ticaret Borsası Başkanının açıklaması değil; deprem sonrası ayağa kalkmaya çalışan Kahramanmaraş’ın ihtiyacı olan ortak akla dair önemli bir çağrıydı.
Kahramanmaraş Ticaret Borsası’nda seçim geride kaldı.
Mustafa Narlı yeniden başkan seçildi.
Sandık sonuçları elbette önemli.
Ancak bana göre asıl önemli olan, seçim sonrasında söylenen sözlerdi.
Çünkü seçimler biter, sonuçlar açıklanır, başkanlar seçilir.
Fakat asıl mesele bundan sonra başlar.
Ve Mustafa Narlı’nın seçim sonrası verdiği mesajlarda dikkatimi çeken en önemli nokta da tam olarak buydu:
“Küslüklere yer yok.”
Bu cümle, bugün Kahramanmaraş’ın belki de en fazla ihtiyaç duyduğu cümlelerden biri.
Çünkü 6 Şubat depremlerinin ardından bu şehir yalnızca binalarını kaybetmedi.
Ekonomik düzeni sarsıldı.
Esnafı zorlandı.
Sanayicisi yara aldı.
Ticaret hayatı sekteye uğradı.
İnsanların geleceğe dair planları değişti.
Ve bütün bunların üzerine bir de zaman zaman siyasi, ekonomik ve sosyal ayrışmalar eklendi.
Oysa artık birbirimize küsme lüksümüz yok.
Bu şehir hepimizin
Mustafa Narlı’nın, “Bu şehir bizim. Bizim gideceğimiz başka bir yer yok” sözünü özellikle önemsiyorum.
Çünkü şehir aidiyeti tam da böyle bir şey.
Kahramanmaraş’ta doğmuş olmak başka, Kahramanmaraş için sorumluluk almak başka.
Bir şehri sevmek sadece güzel sözler söylemek değildir.
Bazen eleştiriyi kabul etmektir.
Bazen yanlış yaptığında “Ben hata yaptım” diyebilmektir.
Bazen kendi siyasi görüşünün, kendi kurumunun, kendi grubunun önüne şehrin menfaatini koyabilmektir.
İşte Mustafa Narlı’nın basına yönelik çağrısı da bu açıdan önemli.
“Bizi uyarın, bir adım daha ileriye götürün.”
Bu cümle, aslında basının görevini de yeniden hatırlatıyor.
Basın alkışlamak için yoktur
Gazetecilik sadece yapılan hizmetleri duyurmak değildir.
Gazetecilik, gerektiğinde soru sormaktır.
Eksik olanı göstermek, yanlış gördüğünü söylemek, kamu adına hesap sormaktır.
Elbette eleştiri yapmak kolaydır.
Asıl mesele yapıcı eleştiri yapabilmektir.
Kahramanmaraş’ın basını da tam olarak bunu yapmalı.
Kim olursa olsun…
Hangi makamda bulunursa bulunsun…
Hangi siyasi görüşten olursa olsun…
Doğru yapılanı alkışlamalı, yanlış yapılanı ise medeni bir şekilde sorgulamalıyız.
Çünkü eleştiri düşmanlık değildir.
Uyarı, karşı çıkmak değildir.
Tam tersine, bazen en büyük destek eleştiridir.
Bir kurumun yöneticisine “Burada yanlış yapıyorsunuz” diyebilmek, o kuruma karşı sorumluluk duymaktır.
Narlı’nın “Bizi uyarın” çağrısını bu nedenle önemli buluyorum.
Kahramanmaraş’ın artık kaybedecek zamanı yok
Şunu artık hepimiz kabul etmeliyiz:
Kahramanmaraş’ın kaybedecek zamanı yok.
Depremin üzerinden yıllar geçti.
Ancak şehrin önünde hâlâ çözülmesi gereken çok sayıda mesele var.
İş dünyasının toparlanması gerekiyor.
Esnafın güçlendirilmesi gerekiyor.
Yeni yatırımların şehre kazandırılması gerekiyor.
İstihdamın artırılması gerekiyor.
Üretimin desteklenmesi gerekiyor.
Gençlerin şehirde kalmasını sağlayacak ekonomik ve sosyal imkanların oluşturulması gerekiyor.
Kısacası, Kahramanmaraş’ın yeniden sadece fiziksel olarak değil, ekonomik ve sosyal olarak da ayağa kaldırılması gerekiyor.
Bunun için de yalnızca bir kurumun çalışması yetmez.
Ticaret Borsası çalışacak.
Ticaret ve Sanayi Odası çalışacak.
Esnaf odaları çalışacak.
Belediyeler çalışacak.
Milletvekilleri çalışacak.
Siyasi partiler çalışacak.
STK’lar çalışacak.
Basın çalışacak.
Ve en önemlisi…
Herkes aynı masanın etrafında Kahramanmaraş için konuşmayı öğrenmek zorunda.
Siyaset ayrı, Kahramanmaraş ayrı
Mustafa Narlı’nın bir başka mesajı da dikkat çekiciydi:
“Siyaset ayrı, gruplar ayrı olabilir. Biz yolumuza hep beraber, el ele devam edeceğiz.”
Bence mesele tam olarak burada düğümleniyor.
Siyasi görüşler farklı olabilir.
Partiler farklı olabilir.
Düşünceler farklı olabilir.
İnsanların hayata bakışı farklı olabilir.
Bunda hiçbir sorun yok.
Demokrasi zaten farklılıkların birlikte yaşayabilmesidir.
Ama konu Kahramanmaraş olduğunda ortak bir paydada buluşabilmeliyiz.
Çünkü deprem bize çok acı bir gerçeği gösterdi:
Tek başımıza hiçbirimiz yeterli değiliz.
Bir şehrin yeniden inşası sadece betonla olmaz.
Güvenle olur.
Dayanışmayla olur.
Ortak akılla olur.
İstişareyle olur.
Birbirini dinlemekle olur.
Ve en önemlisi, kişisel hesapları bir kenara bırakabilmekle olur.
“Yarı profesyonel” sözü ne anlatıyor?
Mustafa Narlı’nın, “Bugün yeniden başlıyorum. Bundan sonra yarı profesyonel gibi çalışacağım” sözünü de farklı bir açıdan okumak gerekiyor.
Bir başkanın yeniden seçilmesi, aslında geçmiş dönemin muhasebesini yapması için de bir fırsattır.
Ne yaptık?
Ne yapamadık?
Nerede eksik kaldık?
Neyi daha iyi yapabiliriz?
Kimden destek almalıyız?
Kim bizi eleştirmeli?
Bunların tamamı yeni dönemin sorularıdır.
Başkanlık makamları yalnızca koltuk değildir.
Sorumluluktur.
Temsildir.
Hesap verme makamıdır.
Hele ki deprem gibi büyük bir felaketi yaşamış bir şehirde, bu sorumluluk çok daha büyüktür.
Şimdi mesele seçim değil, hizmet
Kahramanmaraş Ticaret Borsası’nda seçim tamamlandı.
Artık seçim geride kaldı.
Şimdi herkesin önüne bakması gerekiyor.
Mustafa Narlı’nın yeniden başkan seçilmesiyle birlikte yeni bir dönem başladı.
Bu dönemin nasıl şekilleneceğini ise sadece Narlı değil, yönetim, üyeler, iş dünyası, kurumlar, siyasetçiler, basın ve toplumun tamamı belirleyecek.
Benim beklentim açık:
Daha fazla istişare.
Daha fazla şeffaflık.
Daha fazla üretim.
Daha fazla yatırım.
Daha fazla istihdam.
Ve en önemlisi…
Daha az kavga, daha çok ortak akıl.
Çünkü artık Kahramanmaraş’ın birbirine sırtını dönmeye değil, omuz omuza vermeye ihtiyacı var.
Mustafa Narlı’nın “Küslüklere yer yok” sözünü bu nedenle yalnızca bir seçim sonrası açıklama olarak görmüyorum.
Bence bu söz, şehrin tamamına yapılmış bir çağrıdır.
Bu çağrıya kulak vermek gerekiyor.
Çünkü önümüzde gerçekten de yapılacak çok iş var.
Şehir yeniden kuruluyor.
Ekonomi yeniden şekilleniyor.
Yeni Kahramanmaraş’ın temelleri atılıyor.
Ve bu şehir hepimizin.
Siyaset ayrı, makamlar ayrı, kurumlar ayrı olabilir.
Ama Kahramanmaraş bir tane.
O halde…
Küslüğü değil, ortak aklı büyütelim.
Kırgınlığı değil, dayanışmayı çoğaltalım.
Kişisel hesapları değil, Kahramanmaraş’ın geleceğini konuşalım.
Çünkü bu şehir hepimize emanet.
Ve emanet, ancak birlikte korunur.

