Kahramanmaraş Ticaret ve Sanayi Odası’nda seçim heyecanı yeniden kapıda.
Önümüzdeki hafta gerçekleştirilecek seçimlerde mevcut Başkan Mustafa Buluntu’nun tek aday olarak yarışması bekleniyor. Ancak bu seçimin dikkat çeken tarafı yalnızca sandıkta kaç adayın yarışacağı değil.
Asıl dikkat çekici olan, oda üyelerinin yönetim anlayışına ilişkin yaptığı değerlendirmeler.
Çünkü bazı üyeler, bu dönemde Ticaret ve Sanayi Odası’nı sadece ticaretin ve sanayinin konuşulduğu bir kurum olarak değil, üyeleriyle daha fazla temas kuran bir yapı olarak gördüklerini ifade ediyor.
Üyelerin anlatımlarında sıkça aynı cümle karşımıza çıkıyor:
“Başkanımıza ulaşabiliyoruz.”
Aslında bir oda başkanı açısından bundan daha önemli bir cümle var mı?
Bir esnafın, sanayicinin veya iş insanının kurumun başındaki kişiye ulaşabilmesi; derdini anlatabilmesi, talebini iletebilmesi ve kendisini yalnız hissetmemesi, kurumsal temsilin en önemli unsurlarından biri.
Üyelerin bir bölümü Mustafa Buluntu döneminde bu iletişimin güçlendiğini düşünüyor.
Onlara göre Buluntu yalnızca makamında oturan bir oda başkanı değil.
Cenazede var, düğünde var, bayramda var.
Üyelerin sevinçli gününde de zor gününde de yanında olduğunu söyleyenler var.
Bu yaklaşım, aslında yöneticilik kavramının yalnızca makam ve koltuktan ibaret olmadığını hatırlatıyor.
Çünkü şehir dediğimiz şey sadece büyük projelerden, toplantılardan, resmi açıklamalardan oluşmuyor.
Şehir; insanıyla, esnafıyla, sanayicisiyle, tüccarıyla, çalışanıyla ve aileleriyle birlikte bir bütündür.
Dolayısıyla bir kurum yöneticisinin toplumla kurduğu bağ, yaptığı iş kadar önemlidir.
“Ne zaman arasak ulaşıyoruz”
Üyelerden duyulan bir başka ifade ise oldukça dikkat çekici:
“Ne zaman arasak ulaşıyoruz.”
Günümüz dünyasında ulaşılabilir olmak başlı başına bir değer haline geldi.
Telefonun diğer ucunda bir yöneticinin bulunması, sorunları çözmenin garantisi olmayabilir. Ancak sorunları dinlemek ve muhatap almak, çözümün ilk adımıdır.
Üyelerin Mustafa Buluntu hakkında dile getirdiği memnuniyetin temelinde de bu iletişim anlayışının bulunduğu görülüyor.
Bir başka üye ise daha da dikkat çekici bir değerlendirme yapıyor:
“Halktan biri.”
Bu ifade, aslında makamların insanları değiştirmemesi gerektiğine dair önemli bir beklentiyi ortaya koyuyor.
Ticaret ve Sanayi Odaları, üyelerinin ekonomik hayatını temsil eden kurumlardır. Bu nedenle oda başkanının üyelerle kurduğu ilişki, kurumun şehirdeki karşılığını da doğrudan etkiler.
“Geçmişte prestij için kullanıldı” eleştirisi
Elbette geçmiş dönemlere ilişkin eleştiriler de var.
Bazı üyeler, geçmişte oda başkanlığının veya oda yönetiminin “prestij” amacıyla kullanıldığı düşüncesini dile getiriyor.
Bu, üzerinde düşünülmesi gereken bir eleştiri.
Çünkü oda başkanlığı bir unvan değil, ciddi bir sorumluluktur.
Koltuklar geçici, kurumlar kalıcıdır.
Bugün görev yapan yönetici, yarın görevi başka bir isme devredebilir. Ancak geride bıraktığı yönetim anlayışı, kurum kültürü ve üyelerde oluşturduğu güven uzun süre konuşulabilir.
İşte bu nedenle bugün asıl mesele, “Kim başkan?” sorusundan daha büyük.
Asıl soru şu:
“Başkanlık nasıl yapılmalı?”
Üyeye yakın mı?
Ulaşılabilir mi?
Şehrin ekonomik sorunlarına duyarlı mı?
İş dünyasının yanında mı?
Ve en önemlisi…
Kendisine verilen makamı kişisel bir prestij alanı olarak mı, yoksa üyelerine hizmet etmek için verilmiş bir sorumluluk olarak mı görüyor?
Kahramanmaraş Ticaret ve Sanayi Odası seçimleri öncesinde üyelerin değerlendirmeleri, bu soruların yeniden gündeme gelmesine vesile oluyor.
Mustafa Buluntu dönemine ilişkin olumlu görüş bildiren üyelerin ortak noktası ise oldukça açık:
“Bizi yalnız bırakmadı.”
Belki de bir oda başkanı için en kıymetli cümlelerden biri budur.
Çünkü yöneticilik yalnızca kürsüde konuşmak değildir.
Bazen bir cenazede taziye vermektir.
Bazen bir düğünde mutluluğa ortak olmaktır.
Bazen bayramda bir telefon açmaktır.
Bazen de gece gündüz demeden ulaşılabilir olmaktır.
Ve bazen bütün bunların sonunda bir üyenin,
“Bizim başkanımız bize uzak değil.”
diyebilmesidir.
Kahramanmaraş Ticaret ve Sanayi Odası seçimleri yaklaşırken sandıktan çıkacak sonuç kadar, üyelerin kurumdan beklentileri de önem taşıyor.
Çünkü makamlar değişebilir.
Başkanlar değişebilir.
Yönetimler değişebilir.
Ama üyenin kendisini değerli hissettiği bir kurum kültürü kalıcı olursa, kazanan yalnızca bir yönetim değil, bütün şehir olur.

