Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya

Son 3 Haftada Kaybolan Bir Sezon

Bu haberin fotoğrafı yok

Kahramanmaraş İstiklalspor’da son haftalarda yaşanan düşüş artık “kötü gidişat” tanımının ötesine geçti. Sezon boyunca umutla büyütülen şampiyonluk hayali, son üç haftada alınan sonuçlarla ciddi şekilde yara aldı. Özellikle bugün Muşspor karşısında yenilen 5 gol, sadece bir mağlubiyet değil; aynı zamanda takımın mental ve taktik olarak ne kadar dağıldığının açık bir göstergesi oldu.

Futbol bazen inişli çıkışlıdır, kötü haftalar her takımın başına gelir. Ancak burada sorun sadece kaybetmek değil. Sahadaki oyun, oyuncuların duruşu ve teknik ekibin çaresizliği, bu sürecin geçici bir formsuzluk olmadığını düşündürüyor. Taraftarın asıl tepkisi de tam olarak burada başlıyor.

Bu şehir, bu takım için elinden geleni yaptı. Esnafından iş insanına, gencinden yaşlısına kadar herkes maddi manevi destek verdi. İnsanlar kendi rızkından kesip kulübe katkı sağladı. Büyük umutlarla, büyük fedakârlıklarla kurulan bir yapının, bu kadar kısa sürede bu hale gelmesi kabul edilebilir değil. Artık “şanssızlık” söylemi kimseyi tatmin etmiyor.

Teknik direktör tercihi ise sezon başından beri tartışılan bir konuydu. “Geçmişinde ne var?” sorusu o gün de soruluyordu, bugün de soruluyor. Futbol bir risk oyunudur, evet. Ama bu riskler, geçmiş veriler ve başarı hikâyeleri üzerinden alınır. Bugün gelinen noktada, bu tercihin ne kadar yanlış olduğu daha net görülüyor.

En büyük kırılma noktalarından biri de geçen sezonki teknik direktörle yolların ayrılmasıydı. Futbolda istikrar, çoğu zaman başarıyı getirir. Şimdi o teknik adam başka bir şehirde başarı hikâyesi yazarken, Kahramanmaraş İstiklalspor’un bu durumda olması ister istemez “nerede hata yaptık?” sorusunu gündeme getiriyor.

Önümüzde hâlâ matematiksel olarak bir şans olabilir. Ancak saha içindeki görüntü, bu umutları desteklemiyor. Eğer hedef hâlâ şampiyonluk ya da en azından güçlü bir play-off süreciyse, radikal kararlar almak kaçınılmaz hale gelmiştir. Teknik direktör değişikliği artık bir tercih değil, zorunluluk gibi görünüyor.

Çünkü bu takım sadece bir futbol kulübü değil; bir şehrin umudu, bir topluluğun emeği. O emeğin karşılığını vermek de en başta sahadaki ve kulübedeki sorumluların görevidir.

Zaman daralıyor. Ya doğru adımlar atılacak ya da bu sezon, büyük umutların büyük hayal kırıklığına dönüştüğü bir hikâye olarak hafızalara kazınacak.