Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya

Kahramanmaraş’ta Eğitim-İş’ten “Sessiz Yürüyüş”

Kahramanmaraş’ta 15 Nisan’da meydana gelen ve 8 öğrenci ile 1

Kahramanmaraş’ta 15 Nisan’da meydana gelen ve 8 öğrenci ile 1 öğretmenin yaşamını yitirdiği saldırının ardından, Eğitim-İş Sendikası anlamlı bir anma etkinliği düzenledi. Eğitim-İş Kahramanmaraş Şubesi öncülüğünde gerçekleştirilen “sessiz yürüyüş”, sendika binası önünden başlayarak Ayser Çalık Ortaokulu’na kadar sürdü.

Katılımcılar, hayatını kaybeden öğrenciler ve öğretmen Ayla Kara için karanfiller taşıyarak yürüdü. Duygusal anların yaşandığı yürüyüşte, eğitimde şiddete karşı güçlü mesajlar verildi.

Okul Önünde Açıklama: “Unutmadık, Unutturmayacağız”

Yürüyüşün ardından Ayser Çalık Ortaokulu önünde toplanan sendika üyeleri, kaybettikleri öğrencileri ve öğretmeni andı. Eğitim-İş Kahramanmaraş Şube Başkanı Fuat Kuyucu, yaptığı açıklamada yaşanan acının derinliğine dikkat çekerek, eğitim kurumlarında güvenliğin sağlanması gerektiğini vurguladı.

Kuyucu, “Attığımız her adım, bu acıyı unutmadığımızın ve mücadeleden vazgeçmeyeceğimizin göstergesidir. Eğitimde şiddete karşı susmayacağız, güvenli okullar için mücadelemizi sürdüreceğiz” dedi.

Bakan Tekin’e İstifa Çağrısı

Eğitim-İş Genel Merkez Yönetim Kurulu Üyesi Yeliz Toy ise yaptığı konuşmada yetkililere sert eleştiriler yöneltti. Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’i istifaya davet eden Toy, yaşanan olayın ardından yeterli önlemlerin alınmadığını savundu.

Toy, saldırı sonrası yaşananlara ilişkin şu ifadeleri kullandı:

“Bugün buradayız. Acımızla, öfkemizle, isyanımızla… Hiçbir bakanın, hiçbir mülki amirin, hiçbir hükümet yetkilisinin uğramaya yüzünün olmadığı, olay yerine dönen bu okulun önündeyiz. Arkamızdaki binanın koridorlarındaki kanı, sanki bir su birikintisiymiş gibi hortumla yıkayıp temizlediklerini sananlara seslenmeye geldik. Siz o yerdeki kanı suyla temizlersiniz ama bu çocukların zihninden o dehşeti, bu öğretmenlerin yüreğinden o korkuyu, tarihten de bu kara lekeyi asla silemezsiniz!

Daha dün, meslektaşımız Ayla öğretmeni sonsuzluğa uğurlarken, cenaze töreninde Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’e Eğitim-İş’li bir kadın üyemizle birlikte en insani talebimizi sunduk: “Okulda ölmek istemiyoruz!” dedik. Karşılığında aldığımız cevap ise bir devlet adamının ağzına asla yakışmayacak o cümle oldu: “Şov yapmayın.” Bu basit bir cevap değildir. Bu cevap öğretmen cenazesinde en üzgün yüzü takınan yetkililerin aslında nasıl takiye yaptığının dışavurumudur. Kendisine orada cevabını verdik, öyle verdik ki gün içinde biz yaşamını yitiren öğretmen ve öğrencilerimizin ailelerini ziyaret ederken, kolluk kuvvetleri tarafından üç kez detaylı kimlik bilgisi istendi bizden. Keşke bu kadar önlemi okula saldırı düzenleneceği ilan edilen sosyal medya paylaşımlarından sonra da alsalardı da biz bugün başka şeyler konuşuyor olsaydık. Bakan Tekin’e buradan da cevap verelim:

Sayın Bakan; öğretmenlerin can güvenliği istemesi ne zamandan beri şov oldu? Asıl şov; koruma ordularıyla cenazeye gelip, acılı öğretmenleri susturmaya çalışmak, ardından da dün bizlere gün içinde üç kez kimlik sorgusu yaptırarak kolluk kuvvetleriyle baskı kurmaktır. Sizin zihniyetinizde “yaşama talebi” şov ise, bizim lügatimizda da sizin bu tavrınız “ikiyüzlülük” ve “aymazlıktır.”

Bakın, bu elim hadisenin ardından Kahramanmaraş’a adeta bakan çıkarması yapıldı. Dört bakan şehre geldi, kameralara pozlar verildi, taziye mesajları yayımlandı. Peki, saldırının kalbi olan bu okula hanginiz ayak bastınız? Bu okulun merdivenlerinde hala barut kokusu, hala feryatların yankısı varken; buraya gelip o sıralara dokunmaya korktunuz mu? Yoksa buranın sizin için “şov değeri” mi kalmadı? Resmi ziyaretlerle acı dinmez; acı, sorumluluk alarak ve yüzleşerek diner. Siz yüzleşmekten kaçtınız!

Göz göre göre gelen bu ölümleri, katliamları izlediğiniz yetmezmiş gibi sonrasında da ne Milli Yas ilan ettiniz ne de tüm Türkiye’de eğitime ara verdiniz. Bu canların Arap Prensleri kadar değeri yok muydu?

Soruyoruz: Hangi çocuk arkadaşının vurulduğu sıralarda oturabilir? Hangi öğretmen, can güvenliğinin olmadığını bile bile o tahtanın başına geçebilir? Kurduğunuz 20 kişilik rehabilitasyon ekibi, bu devasa travmanın neresine merhem olacak? Siz bu halkın, bu çocukların psikolojisini bilemeyecek kadar gerçeklikten ve pedagojiden koptunuz. Bir okulun “olay yeri” olmaktan çıkıp yeniden “okul” olabilmesi için boya ve su değil; adalet ve güvenlik gerekir!

Olayın hemen ardından yetkililerin aklına gelen ilk şeyin yine yayın yasağı olması da ayrı bir faciadır. Susturarak, saklayarak ihmalleri örtebileceklerini sanıyorlar. Bakın, saldırganın intihar ettiği yalanını yayanlara rağmen gerçek dün ortaya çıktı: Saldırganı durduran devletin güvenlik mekanizması değil, bir velinin cesaretiydi! Yani görüyoruz ki belgeli haber yapan alnı ak gazetecileri “yanlış bilgiyi yayma” bahanesiyle tutuklayanlar, bu olayda bizzat yanlış bilginin yayılmasına zemin hazırlamışlardır. Yayın yasaklarınız gerçeği değil, sadece suçluluğunuzu perdeler.

Eğitim-İş olarak altını çiziyoruz:

Bizim canımızdan tasarruf edenlerin taziyelerini kabul etmiyoruz. Okulları kaderine terk eden, güvenliği lüks gören, öğrenciyi eğitimsiz, eğitim emekçisini de itibarsız bırakan bu sistemi reddediyoruz! Günlerdir yurdun dört bir yanında taleplerimizi açıklıyoruz. Güvenli okul, sağlıklı eğitim diye haykırıyoruz. Eğitim-İş olarak güvenli okulun nasıl olacağını tek tek somut taleplerle ortaya koyuyoruz. Ancak bugün burada, acının kalbinde tek bir somut talebimiz var. Öğretmen düşmanı, tarikat sever Bakan Tekin istifa etmelidir. Bakan Tekin ve tüm sorumlular derhal istifa etmelidir.

Meslektaşlarımızın ve öğrencilerimizin canı, sizin koltuklarınızdan daha değerlidir. Şanlıurfa’dan Kahramanmaraş’a kadar kan gölüne dönen okullar, sizin liyakatsizliğinizin eseridir! Bunu unutmayacak, unutturmayacağız. Susmayacağız, alışmayacağız ve siz adına şov deseniz de biz buna adalet mücadelesi diyeceğiz! Bir Acem Şairin dediği gibi,

Ölümün âdil olması için yaşamın âdil olması gerekir. Âdil ve insanca bir yaşam için mücadelemizi sürdüreceğiz. Olay yeri şeridi değil, can güvenliği istiyoruz.

İnsanca yaşam istiyoruz.

Ayla Öğretmenimizin ve öğrencilerimizin ruhları şad olsun. Anıları önünde saygıyla eğiliyoruz.” Dedi.

Okulların güvenli hale getirilmesi çağrısında bulunan Eğitim-İş yetkilileri, benzer acıların yaşanmaması için mücadeleye devam edeceklerini belirtti.

Etkinlik, hayatını kaybedenler için bırakılan karanfiller ve yapılan saygı duruşunun ardından sona erdi.