Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya

GELECEĞİN ANTRENÖRLERİNE “İNSAN” ODAKLI VİZYON: UEFA C BELGELERİ SAHİPLERİNİ BULDU.

Kahramanmaraş’ta TFF (Türkiye Futbol Federasyonu) ve TÜFAD (Türkiye Futbol Antrenörleri

Kahramanmaraş’ta TFF (Türkiye Futbol Federasyonu) ve TÜFAD (Türkiye Futbol Antrenörleri Derneği) iş birliğiyle düzenlenen UEFA C Antrenörlük Kursu’nu başarıyla tamamlayan kursiyerler, düzenlenen törenle belgelerine kavuştu.

Kurs süresince teorik ve pratik eğitimlerini tamamlayarak başarılı olan antrenör adayları, belgeleri takdim edildi.  Törenin açılış konuşmasını yapan TÜFAD Kahramanmaraş Şube Başkanı Mesut Çanak, yeni meslektaşlarını tebrik ederken, antrenörlük mesleğinin değişen çehresi ve toplumsal sorumlulukları üzerine kapsamlı bir eğitim dersi niteliğinde açıklamalarda bulundu.

Antrenörlüğün sadece saha içi taktikten ibaret olmadığını vurgulayan Mesut Çanak, antrenörlere hayati tavsiyelerde bulundu.

FUTBOLCUDAN ÖNCE BİREY…

Başkan Çanak, antrenörlerin en büyük önceliğinin çocukların sağlıklı gelişimi olması gerektiğini belirtti: “Futbol her şeyden önce bir oyundur. Çocuk kimliği, sporcu kimliğinden her zaman daha büyük ve kapsayıcı olmalıdır. Eğer bir çocuk sadece ‘iyi oynadığı için’ sevildiğini hissederse, performansı düştüğünde kimliği sarsılır. Ailelere çocuğun çok yönlü bir birey olduğunu hatırlatmak bizlerin görevidir.”

HATALARI BİRER ÖĞRENME FIRSATI OLARAK GÖRMEK…

Hataların gelişimin bir parçası olduğunu vurgulayan Çanak, “Çocuklar hata yapmaktan korkmadıkları bir ortamda yeteneklerini daha iyi geliştirirler. Futbol “oyun” niteliğini kaybettiğinde baskı artar ve eğlence ortadan kalkar. Süreci skordan önde tutmalıyız,” dedi.

POZİTİF SAHA KENARI DAVRANIŞI…

Saha kenarından verilen sürekli talimatların çocukların karar verme mekanizmasını dondurduğuna dikkat çeken Başkan, “Harika veya Şut çek gibi basit komutlar bile oyuncunun problem çözme özgürlüğünü kısıtlar. Yanlış tutumlar, çocuğun oyundan aldığı keyfe zarar verir,” uyarısında bulundu.

Oyuncularla Güçlü İlişkiler Geliştirmek, Formanın İçindeki “İnsanı” Tanımak

“Genç futbolcuların gelişimi sadece saha içindeki taktiklerle değil, antrenörle kurdukları ilişkinin derinliğiyle şekillenir. Oyuncularımızla, sahanın dışına geçerek, karşılıklı güvene dayalı dinamikler oluşturmalı, onları birer birey olarak tanımaya zaman ayırmalıyız.”

 

Antrenörlüğün “tek yönlü bir diktatörlük” olmadığını ifade eden Mesut Çanak, şu çarpıcı tespiti yaptı: “Taktiksel hedefleri bir tabloya çizebilirsiniz ama insan ilişkilerini taktik tahtasına sığdıramazsınız. Oyuncuya değer vermek onlara, söz hakkı vermek, kontrolü kaybetmek değil, aksine etki alanını genişletmektir. Bir hata yapıldığında bağırmak yerine “Orada ne gördün?” diye sormak, oyuncunun zihnini aktif hale getirir.”

“Bir oyuncuyu sadece sırtında yazan numara ve mevkisiyle bir makine olarak görürsek, onun sadece fiziksel kapasitesine erişebiliriz. Oysa oyuncuların sahadaki performansı saha dışındaki hayatının doğrudan bir yansımasıdır. Önceki gece ne kadar uyuduğu, ailesindeki maddi sorunlar, belki de anne babasının boşanma süreci veya ayrı olmaları, ya da okulda yaşadığı bir akran zorbalığı, bunların hepsi atacağı pasın, yapacağı ortanın isabet oranını doğrudan etkiliyor. Etkilemekle kalmıyor, çoğu zaman asıl belirleyici olan bu dış faktörler oluyor.

Geleneksel antrenörler, oyuncular antrenmanda isteksiz göründüğünde, bunu hemen tembellik veya odak eksikliği zanneder ve cezayı verir; şınav çektirir, tur attırır.

Yeni nesil gelişim antrenörleri ise artık şu soruyu sorar; bu çocuğun hayatında ne değişti?

Çocuğun evde yaşadığı bir stresin, sahadaki karar verme mekanizmasını nasıl yavaşlattığını fark edebilecek kadar oyuncuyu derinlemesine, insani olarak tanımaya çalışır. Bu bağı kurduğunuzda oyuncu sizin sadece onun yeteneği ile değil insanlığıyla da ilgilendiğinizi çok net anlar.

Beden Dili…

“Sözlerinizle beden diliniz arasındaki uyumsuzluk, inşa ettiğiniz güveni saniyeler içinde zehirler,” diyen Çanak, antrenörlerin saha kenarındaki duruşlarının, kollarını kavuşturmalarının veya hayal kırıklığıyla başlarını sallamalarının genç beyinler tarafından anında “tehdit” olarak algılandığını ve yaratıcılığı öldürdüğünü belirtti.

Kısıtlı imkanlarla çalışan antrenörlere seslenen Çanak, “Başkanım bizler, yerel liglerde kısıtlı imkanlarla çalışan, haftada 2-3 gün zar zor antrenman yapabilen, saha bulamayan antrenörleriz, bu anlattıklarınız bizim için biraz ütopik veya lüks gibi. Kısıtlı imkanlarla maça hazırlanırken, her oyuncunun ruh halini analiz edip kendi beden dilimizi bu düzeyde nasıl yöneteceğim diyebilirsiniz?

Bu saydığımız şeylerin hiçbirini yapmak para gerektirmiyor. Kendini oyuncunun yerine koyup empati kurmak bedava. Bir oyuncunun gözünün içine gerçekten bakarak “Bugün nasılsın” diye sormanın maliyeti sıfır.

Kenarda kollarınızı bağlayıp öfkeli bir figür çizmek yerine açık ve cesaretlendirici bir beden diline sahip olmak için teknolojik bir altyapıya ihtiyacımız yok.

Tam aksine alt seviyelerde bu söylediklerim, elit seviyelerden çok daha önemli. Elit seviyede altyapı oyuncularına destek olacak onlarca profesyonel çalışan varken, yerel bir kulüpteki çocuk için sadece siz varsınız.  Belki de o çocukların hayatındaki tek pozitif yetişkin rol model sizsiniz. Ve o seviyede kurduğunuz bağ o çocuğun sadece spora değil hayata, kendi potansiyeline olan bakışını sonsuza dek şekillendirir. Bu inanılmaz bir sorumluk.

Bu yüzden antrenörler olarak bu iletişim becerilerimizi, taktiksel becerilerinden çok daha ön planda tutmamız gerekiyor. Yıllar sonra o gençler, antrenörlerini yani sizleri harika bir ofsayt taktiğimiz vardı veya duran top taktiğimiz vardı diye hatırlamayacaklar. Bu antrenör bana inanmıştı ve beni dinlemişti, hayatıma dokunmuştu diye hatırlayacaklar. Unutmayın yıllar sonra, geriye oyuncularınızla kurduğunuz insanı bağlar kalacak, taktikler değil.

Dijital Bağımlılık, Obezite ve Madde Bağımlılığı ile Mücadele

Konuşmasının sonunda toplumsal bir yaraya parmak basan Başkan Mesut Çanak, hafta içi Kahramanmaraş’ta yaşanan madde bağımlılığı kaynaklı acı olayı hatırlatarak sporun koruyucu gücüne değindi: “Madde bağımlılığı ve Dijital bağımlılık arttıkça fiziksel aktivite azalıyor, uyuşturucu riski 30 kat artıyor. Spor, bu bağımlılıklar karşısındaki en etkili panzehirdir. Takım sporları aidiyet hissi verir ve çocuğu sosyal izolasyondan korur. Bizler sadece teknik adamlar, antrenörler değil, bu çocukların hayatındaki en önemli pozitif rol modelleriz.”